Join for FREE | Take the Tour Lost Password?
[x]

deviantART

 
About Me Member Lyrics Writer aliacanMale/Turkey Recent Activity Deviant for 2 Years
Needs Premium Membership
Statistics 24 Deviations
748 Comments
8,348 Pageviews

Journal History

...

Wed Oct 28, 2009, 1:41 AM
İRADE SANRISI






Kuantum mekaniği ile ilgili bütün argümanlar gösteriyor ki; insan evreni tasvir edemeyecek kadar, evrende bir şeyi paranteze alı p (ephoe) dışsallaştıramayacak kadar –kendi dahil- onun bir parçasıdır. ( 1805 – Thomas Young – Çift yarık deneyi)





Ayrıca eş elektronların birbirini taklit eden hareketleri de bize gösteriyor ki, aralarında bir bağ bulunmayan bu parçalar, eylemlerinde bir amaç sergilemekte ve bilinçli bir varlığı anımsatmaktadırlar. Buradaki bilinçten kastım, düşünümlü bir içeriği olmayan salt eyleminden başka bir amaç barındıran -ki o da sonsuzca var olmak- bir yönelmişlik durumudur.






Parçacıkların ereği, yani tek amacı asıl çıkış noktaları olan sonsuzluk bilincidir ve parçalar bu bilinçle birlikte bizim zaman dediğimiz aslında mekan değişimlerinde sonsuz varlıklarını her sonsuz biçimde var ederler. Burada bazı karşıt argümanların hedefinden kaçmak için, parçacık yerine –evren tozu- diye bir tabir uyduracağım ve bu uydurma üzerinden evren tozunu; sonsuzluk ve sonsuzluk içerisindeki varlık zorunluluğuyla meydana gelen sonsuzca var olma hamlesi olarak tanımlayacağım.






Parçacık ve fenomen arasındaki paradoksal durumlar, şimdiler de fizikçilerin dönü;p dönü;p baktığı Platon argümanından (Mimesis) daha çok, aslında maddenin kendisiyle alakalı olmayan, salt insan bilinciyle alakalı bir geçerliliktir. Kimse bir kedinin schrödinger bunalımı yaşadığını iddia edemez.






Bir kolektif parçacık bütünü olarak insana geldiğimde, öncelikle bütünün işleyişine dair uydurduğum; varoluşun gereksinimlerle şekil alı;p ve yeterli gereksinimlerle tatmin olurken yetersizlik durumunda gereksinimine yönelen aynı zaman da başka bir varoluş için gereksinim olan tanımıyla, onu evrenin dokusu ve yasası bu iken, evren üstünde bir aşkın yapı kurmaya çalışan, enerji kaynaklarını eline alı;p kendisinin bir başka varoluş için gereksinim olduğunu inkar eden bir varoluş girişimi olarak ele alacağım. Böylelikle insan tam da olduğu noktada, doğaya karşı yetersizliği ve yarattığı objelerin yaşadığı doğayı tehdit ettiği gerçeğiyle, varoluş için çok saçma olan bu çelişkinin kucağında; aklın ve beynindeki analitik manyetiğin gereksizliyle tanımlanacak. Aynı zamanda evrenin tozu varoluş biçimlerinde, “neden bir patates değil de insan atası” birleşimini ele alı p ve neden bu parçaların evren dokusundaki yerini, bu birleşimin zihnindeki sözde hür manyetik gerilimlere bırakacağı sorgulanacaktır. İşte burada yararlanılacak bir argüman da evrim ve mutasyon arasındaki tanımların tekrardan yapılması olmalıdır ve bu da çevresel anomik DNA girişleriyle yahut çok nadir olarak etkensiz diye kısaca tanımlanan mutasyon aktlarının yanında bir ek akt olarak mutasyon kavramını üreten zihnin kendisinin bir mutasyon ürünü olduğunu varsaymaktır.
Bu karışık sürecin tarifi, insan atasının yavaş yavaş av gereksinimini azaltacak enerji kaynaklarını elinde tutmayı öğrenmesiyle başlayan bir durgunluk neticesinde ve avın keskin yasalarının artık bir tehdit oluşturmaması, insan atasının suni yasalara ihtiyacı doğrultusunda yapılabilir. İnsan atası, aynı çekiç başlı kö;pek balıkları gibi türün yakın zamanda devamı için başarılı bir mutasyona uğramış, fakat uzun soluklu varoşlunu tehdit eden gereksiz beyin manyetizmine hapsolmuştur. Bilgi arayışı en fazla insan atasına proteinin ve suyun yerini tespitte yaramıştır ve akıl bu tespitlerin dışında kalan bütün uğraşlarında, belirli sahneler yaratı p, artık doğaya karşı olan adaptasyonu kendine çevirmeye kalkmıştır. Yani, artık sahnede dönen oyun ve karakterlere objeler ayak uydurmaktadır. Peki nasıl olurda, bir mutasyonun ürünü olan bu fazlalık, yakın zamanda adaptasyonu ters çevirebilir? Burada yine parçacıklar ve onların varolma girişimleri üzerinde durup, insan varoşlunun artık yarattığı değerlerle en uzun soluklu varoluş sanrısını anlamak gerekir. Bir irade sanrısı koşuluyla ancak böyle bir varoluş biçiminden bahis edilebilir, çünkü bu varoluş biçimi tamamı ile iradenin nesiller boyu sözü edilecek o şeye özgü bilincidir. Böylece evrenin tozu bu varoluşunda tökezlemiş, adeta sapıtmış ve bir sanrının peşinden gitmektedir. İnsan bu varoluşunda yarattığı üst benliğiyle ve bu yaratım üzerine verdiği mücadelede savaşçılarını hep hatırlatacaktır ki yaratımı zarar görmesin. Yani varoluş girişimi değer uğruna ölümden dahi korkmayan, kaçmayan saçma bir girişime dönüşecektir. Fakat asıl büyük sorun daha önce üzerinde durduğum ters adaptasyon sorunu olacak. İnsan; üst benliğinin genlerine kazınması neticesiyle, doğanın yasalarından iyice soyutlanmış, güdüleri körelmiş, güdülere benzer hazlar artık yerini toplumsal benliğinin hazlarına bırakmış bir haldedir. Yani id argümanı insan söz konusu olduğunda yerini egoya teslim eder ve güdüye benzer hazlar toplumsal birer haz olarak insan ego sunda ancak yer bulur. Bu da doğadan ayrılan insan için adaptasyonu gereksiz kılan, daha da ötesi sahnede yerini iddialı tuttuğunda adaptasyonu ters çevirip tatmin olabilen, epic varoluş biçimleridir ki insanın doğayla ilgili salt fiziksel uyumunu tehlikeye sokar. Bir doğa yasası gereği rekabetin, yerini suni değer ve sahne zemininde sinsi, esnek bir ava bırakması, gelecek nesillerin iyice doğayla ilişkili fiziksel uyumlarını daha da körleştirecektir.







Evrimin başarısı, türün enerji kaynaklarına hakim olmasından ziyade, enerji kaynaklarına ihtiyaç duymamasıyla ( işte ancak o zaman bir iradeden bahis edilebilir ) ölçülmelidir. Bu türü oluşturan –evren tozu- üretim ve tüketim döngüsünü, evrenden sıyrılı p, salt bu türün üyesi için gerçekleştirir. Bu türün üyesi sonsuz ve evrenden özerk bir farklı evren gibidir. Ufak bir gülümsemeye neden olan ve hiçbir bilimle hatta sanatla tanımlanamayacak bu kurgu, aslında söylenebildiği ölçüde, olasılık taşımaktadır ki, -evrenin tozu- bütün olasılıkları var eden sonsuz mekan açılımıyla bu varoluşu da içermektedir. Yani insan bu yazının var olabildiği bu evrende sandığının aksine en kötü varoşluna tanık olan bir başarısızlık abidesidir.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
...

  • Mood: Rage
  • Listening to: -
  • Reading: -
  • Watching: -
  • Playing: -
  • Eating: -
  • Drinking: -

deviantART Community Board

[x]

Comments


Hidden by Owner
Hidden by Owner
Hidden by Owner
Hidden by Owner
Hidden by Owner

Site Map